← geri

21 yaşına kadar yazdığım tüm şiirler

2000 doğumlu genç şairin (ben) 2021 yılının sonuna kadar yazdığı neredeyse tüm şiirler

π (2019)

Sözlerim kusurlu,
yaşamaya yakışmayan bir sadelik ile donatılmış.
Yanılgılarımın her bir damlası bunun için var
minarelere taktığım çalakalem laflarla
biraz ağırdan alınan safsatalarım.
Kısa bir Asya tatiline hak kazandım.

Biraz fazla olmuş olabilir
kurduğum hayaller, isteklerim,
söylediğim yalanlar, bitmek bilmeyen günlerim,
sürekli peşimden gelen rüzgâr, ayaklarımı uzattığım sehpalar…
Sanki ben hiç yaşamasam
okullar yakılıp yıkılacak
atom bombaları bekleteceğiz posta kutumuzda.
Bugün vazgeçiyorsam
bunun sebebi uzun bir gün daha olacak.
Nüfus cüzdanımın üstündeki
beni ben yapan bilgilerimin
Eski Ahit’in yeni yapraklarına
dahil edileceği uzun bir gün için.
Belki o zaman zamanı seçebilirim.

Alkış sesleriyle
birkaç tercih yapma hakkı daha istiyorum yalnızca
bu sefer yanılgı diyemeyeceğim
vazgeçmemek bana da bahşedilsin.
Gökler boyu süzülecek uçan keskin sözlerim:
üç nokta on dört değil.


Şair Ölümü (2020)

orta yaşlı şairin evindeki sandalye
devrildi yere doğru
ölüme bakamayacak kadar korkaktı belki
ama ölümü karşısına alacak kadar cesur
bu yüzden çocuğuna baktı
bu yüzden bütün borçları adına konuştu
bu yüzden aynı yere gidip
çantasını doldurdu

ama pek hızlı koşmadı
belki biraz daha hızlı koşsaydı
olduğu yerde dururdu
biraz daha hızlı koşsaydı
ben onu bulurdum.

bir şair böyle mi ölür?
benim önümdeki böyle öldü.
ucuz bir dudakta bir yudumdu
orta yaşlı şairin evindeki o sandalye
devrildi yere doğru.

benden iki gece sonra
karanlığın en uzun filmini izlemeye başladı
ve kırgın bir güz mevsimi
(ve kırgın bir genç şair)
bıraktı bu şehirdeki gecenin boşluğuna
glayöller, zambaklar,
korku…
devrildi yere doğru.


Var Olmak: Deneme I (2020)

haziran tek başına gelmedi hiçbir zaman
eriten sesleri
lekesi, kuş yuvaları ve
içkin bir anlamı vardı haziranın
nasıl olsa gideceğini bildiğinden
mağfur olmam için geldi
ıtlak edildim o gün, onun kadar
sakındım kendimi kalakalmaktan
razı gelmedim şehrin hiç olmayacak yerlerine saklanmaya (çünkü)
artık
kutsallığına kadar
anladım haziranı
rıhımı da o getirdi bana ki
ardımdan gelen herkese göstereyim
kara yabani tayir mısrama değince
ufuğun özgür kalıp
şartlarını reddedeceğini gezegenin


Gece Boyu Süren Yolculuğum (2020)

kirli bir su birikintisi, çamurlu ayaklarım
şimdilik
en çirkin şehrin
en güzel zamanındayım

az kaldı varmama
kıyafetlerimi yıkayacağım ilk iş
yolculuklarımı sileceğim eşyalarımdan
bir hisle tarayacağım saçlarımı
sırtımda çantamla göreceksiniz beni
yeni bir dil konuşacağım
babamı arayacağım, vardım demeyeceğim ama
yol yorgunuyum, buraya yabancıyım
kirli bir su birikintisi, dikkatsiz adımlarım
bırakın, o, ayakkabılarımdan anlasın

ama ben bunu istemiyorum
her kapatışımda gözlerimi
şarampole yuvarlanıyor bu otobüs
“ve gece büsbütün sarıyor beni”
korkuyorum varmaktan
çünkü varırsam
yolculuğum ölür,
varmak anlamını yitirir
gece boyu sürüyor yolculuğum
ve “ne yapsak sabah olmayız…”


Annemin ve Neslimin Batılı (2020)

gün soğuklaşırken
düşlerim sıcacıktı
ve annem iyi bilirdi kutsalları
beni sarıp sarmaladığı yorganım da
zaten bunun için vardı

ama o evde değil
güneş girmeyen bir evde var oldum ben
kuşların cıvıltılarını
duyanlar tarafından duyulmadı benim sesim
ben
boş bir odanın
yankısının sesiyim

şiirlerim de birer fısıltı,
jenerasyonum tarafından hayal kırıklığına uğratıldım


Benim Doğum Günümü Eşeklerle Kargalar Bilir (2021)

benim doğum günümü eşeklerle kargalar bilir

otopsisi yapılmayacak bir ölüm ve yok olmuş bir sada ile birlikte geldim,
buradayım.
bir köpeğin azı dişlerinin arasından hırlamamı ellerimle çekip aldım,
yağmura dahi tek ses bırakmadım.

bir gün bir arkadaşım
beni üzgün bir adamla tanıştırdı
o an:
şiir parıldadı,
adam seslendi.
“koşmaya başla”
topal adam ve ben atladık mısralardan.
onun kadar hızlı koşabilen birini görmemiştim hayatımda.

evine götürdü beni,
kendi kelimelerini gösterdi bana.
bir bacağımda hafif bir kısalma.
rutubet kokulu yanık bir kan şimdi ağzımda.

benim ölüm günümü bozukluklar bilir.


Soviyet Binaları (2021)

sabah saate yakın
dünyam tedirgin, soviyet binaları
sınıra sınır

onlarcanın kaçındığı sokakta
yüzümü çıbanlarıyla okuyan dünevarımdır
dünevarım, geriye sayım
komşumdur rumen ve kafkas halkları
soviyet binalarının perdeleri açık
içlerinde ölüm barındırır

mekteplerin yüksek dağları olmaz
soviyet binaları şehrimi benden uzaklaştırır


Çocuk (2021)

deprem olursa çocuk ölür, kedi olur, anne saklanır
kapı çalarsa babam gelmiştir
o gelmediyse hırsız
ama önce hep babam gelir
hırsız biraz gecikir geceleri, çünkü
yüz lira borcu vardır babama
annem ona bakar mama verir
ben de oyuncak
beni uyutur koynunda

ben
uyudum annem saklandı babam
çaldı hırsız
öldü


Dağ Çilekleri, Yaban Mersinleri (2021)

doğuya giden bir kuşun gölgesi altındaydım
dağ çilekleri, yaban mersinleri,
frenk üzümleri doldurarak
bir tarafından açık verip
her şeyini yavaş yavaş döken keseme
çakıl taşlı yollarda beni bekleyen,
atlı erkeklerin korkuttuğu,
gözleri beni seçemeyen güzel bir kadın bulacaktım
sıcaklığımda dinlendirecekti yorgunluğunu ve sonra
tadına bakacaktı getirdiğim meyvaların
uğurlamak en çürükleri olacaktı
gaseyan yaşatacaktı hatta ona
çürüklenmeyecekti ama içi, çünkü
ertelenmiş tüm yarınları o gün bitirecektik

o beni suçlamasa da
ben suçluların arasına karışacaktım
sonbaharı unutmasın diye
kışın bir vakit doğacaktım - ne zaman olduğu önemsiz
her şeyin iyi olduğu bir vakit bulup
yeniden doğacaktım


Okyanus Haydudu (2021)

Koya gece düşüyor
Ve bir ölüyü boğazlamak o zaman geçiyor aklımdan
Derisini çalacağımı hayal ediyorum sonra
İskeletime geçireceğimi, kemiklerimi ısıtacağımı
Ve dinlenip ve oturup
Denizden gelmesi gereken bir haber bekleyeceğimi

Ama hiç beklemediğim bir şey oluyor
Ve derisiz bir ölünün kıyıya vurası geliyor
Bu ölüyü kimin doğurduğunu bulmak istiyorum
Ceplerine dolduruyorum dalgaları, kumları ve bazı geceyi
Sonra rüzgâr geliyor ve hepsini boşaltıyor
Bir başka koya gittiğini görüyorum ölünün
Buna üzülüyorum, bu ölü boğazıma takılıyor
Kendimi boğazlamak o zaman geçiyor aklımdan

Ko ya! Gece düşüyor
Işığıyla birlikte hem de
Denize düşüyor ellerimdeki boşluklardan
Onu yakalamak istersem
Beni korkakların peşine koşturacak biliyorum
Koşmayacağım, burada kalmalıyım
Yorgun kemiklerim ev diye titriyor ve
Denizden gelmesi gereken bir haber bekliyorum
Duyduğumda tuzuyla kulaklarımı ekşitmesi gereken,
Duyduğumda suyuyla bekleyişimi boğacak bir haber


Köylü, Köpek, Ben (2021)

köy meydanından geçerken duydum
bir köpek her gece dağları karşılıyormuş

köylüye göre:
dağları bulup çıkmak gerekir
ve bu
bir tüfek olmazsa çok tehlikelidir

köpeğe göre:
konuşmamak gerekir,
telaş bulup kovalanmalıdır
ve
geceyi durduracak gibi olursa
dağlar
karşılanmalıdır

bana göre:
köyde yaşamak
bir tüfek olmazsa çok tehlikelidir
ve
gece dağlarla,
bu köpek benimle
sessizleşmelidir


İşgal Altındaki Yurt (2021)

tanrımdan başka kuşkum yok
yalnızca yargınımda ağrım

eğer iktidarım sonunu verirse
yalpalamış harfleri sökeceğim kararlarından
falan yere falanca kişilerle gidip
işgal edeceğim anavatanımı
kitaplara konu olmuş bir sıradanlıkla

kitaplara konu olmuş sıradanlıklar
büyük komutanlar, muhteşem krallar ve hatta tanrılar
ve ben
ve iktidar