her şey bütünüyle doğru fakat tamamiyle yanlış hissettiriyor. neyin doğru olduğunu bilmediğim gibi neyin yanlış olduğunu da bilmiyorum. her şey birbirine benziyor. baktığım suratlar bile. metroda esmer bir adamın yanına oturmak eski ev arkadaşımı hatırlatıp beni 5 sene öncesinin ankara’sına götürebiliyor. sonra adam suratını biraz daha çeviriyor, tanıdığım başka birine daha çok benzediğini fark ediyorum.
bu, üzerine uzun zamandır düşündüğüm bir şeydi. inanmaya başlamıştım. beş, bilemedin on çeşit insan var gibiydi. herkes birbirine bir yerden benziyor, her gezinti aynı mahalleye çıkıyordu. herkes aynı nehirde yıkanıyor, aynı pislikle kirleniyordu. ben git gide onlara benzemeye başlıyordum, ama onlar bana benzemiyordu. fakat ben yine de gördüğüm benzer suratların hepsine gülümsüyor ve sadece benim bildiğim anıları yad ediyordum.
bugün metrodayken, yanımda hala beni 5 sene öncesinin ankara’sına götüren esmer adam otururken bir şey oldu. karşımda oturan medikal maske takmış bir şahıs sikiyle oynamaya başladı. ve kimseye benzemeyen bu kişi, yalnızca zihnimin yeni bir soruyla inlemesine sebep oldu:
gördüğüm her surat başka birinin suratına mı benziyordu yoksa ben baktığım her yerde tanıdık bir surat mı arıyordum?